Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz

Kitabın yazarı: Jojo Moyes

Sayfa sayısı: 488

İlk basım yılı: 2017

Üstümüzde gökyüzü altımızda deniz – Okuyucu yorumu:

“Jojo Moyes’in kitaplarını seviyorum. Anlatım tarzını, hikayelerini, özelliklede insanın içine işleyen o sözcüklerini. Üstümüzde gökyüzü altımızda deniz ilk başlarda çok ağır ilerleyen ve “bu defa olmamış galiba” dedirten garip bir kitaptı aslında. Ve hayal kırıklığına uğramak üzereydim.  Ama sonlara doğru birden bir merak, bir hareketlenme, bir duygusallık sarıverdi ortalığı. Ve çok güzel bir sonla da bitiverdi yine her öyküsünde olduğu gibi. Evet, itiraf etmeliyim ki daha önceki kitaplarındaki hikayeler daha bir heyecan vericiydi sanki ama bu da hiç fena sayılmaz. Önemli olan sonuç diyoruz.

Farklı hayatlardan gelmiş, birbirinden çok farklı karakterlerdeki o kadınların dışarıdan bakınca ortak gibi görünen ama aslında her birinin bambaşka amaçlarla bir gemide umuda yolculuk yapmasını öyle güzel anlatmış ki. Bazen hayat seni nerelere sürüklüyor, sana nasıl bir son hazırlıyor hiç bilemiyorsun. Bazen boşa kürek çekiyorsun, dalgalarla boşa savaşıyorsun. Bazen de tam o derin sularda boğuldum sanırken “aslında yeni ve mutlu bir hayat içinmiş tüm bunlar” diyorsun, karaya ayak bastığında. Ama karaya ulaşmadan bazı şeyleri anlamak mümkün olmuyor işte. Başına gelenleri felaket sanabiliyorsun, üzülüp, kahrolup hayata isyan edebiliyorsun. Ama işte bazen gerçekleri, ve o gerçeklerin nedenlerini yaşarken göremiyoruz. Her şey olup bittikten sonra, yangın sönüp, acılarımız iyileşince bir gün bir bakıyoruz ve her şeyin sebebi tam karşımızda duruyor. İşte o gün, yaşanan her şeyin öyle olmasına şükretme günü. ‘Çektiğimiz acılara değmiş demek ki’ deme günü.

Kitabın konusuna gelecek olursak; Avustralya’da 1946 yılında yaşanan bir öykü.  Yüzlerce genç kadının uzun bir gemi yolculuğu ile nişanlılarına ya da kocalarına kavuşmak için yola çıkması ile başlıyor her şey.

Henüz 16 yaşında acemi bir gelin olan Jean, kıvrak zekalı ve bir çiftçi kızı olan Maggie, zengin bir aileden gelen gösteriş yapmaya bayılan Avice ve melankolik hemşire Francis başrolde olmak üzere birçok kadının hayatına değinen bir kitaptı. 6 hafta boyunca birlikte aynı gemide yaşarken başlarına gelenler ve bu süreçte hepsinin hayatlarında çok büyük değişimler olması anlatılmakta. Aslında nasıl bir insan olduklarını, gerçekte ne istediklerini, hayallerini, acılarını ve daha birçok şeyi bu gemi yolculuğunda keşfediyor bu kadınlar. Ve yolculuk sonrası hepsi yeni hayatına adım atmış oluyor. Kitapta savaş, dostluk, aşk, çaresizlik, acı adına her şey var diyebilirim. Kısacası; biraz ağır ilerlese de güzeldi.

Her şeye rağmen denizi, hayatı ve yaşananları sevmelisiniz.  Gerisi zaten Allah Kerim.. “Rastgele kaptan” diyerek yaşamaya devam..”

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir