Şeker Portakalı

Kitabın yazarı: Jose Mauro de Vasconcelos

Sayfa sayısı: 183

İlk basım yılı: 1983

Şeker portakalı – Okuyucu yorumu:

“Bir kitabı okumak için ne kadar geç kalınmışsa o kadar geç kalmışım galiba. Yeni keşfetmek gibi de değil bu ama nedense yıllardır bildiğin bir kitabı sebepsizce alıp okumamış ama hep merak etmiş olmak çok garip bir durum. Bu yaşıma kısmetmiş demek ki. Belki de küçük bir çocukken okusaymışım bu acıyı kaldıramazmış yüreğim. Kim bilir..

“Yine mi çocuk kitabı okuyorsun? ” diyorlar mı? Diyorlar. Alay ediyorlar mı? Ediyorlar. Olsun öyle desinlerdi, bu da bir kitap okumanın mutlu gururuydu neticede.

Küçük Prens havasında bir kitap gibiydi aslında. Çocukluğun masumiyet ve saflığını anlatırken, o yaşta bir çocuğun bile farkında olduğu dünya yükünün ve gerçeklerinin biz büyükler tarafından hala bilinemiyor oluşunun acı taraflarını öyle güzel anlatmış ki. Ben çok sevdim kısacası..

Bu zor dünyada hepimizin ihtiyacı olan aslında Portuga gibi biri. Yanımızda her daim bizi anlayan, koruyup kollayan, çıkarsızca ve her şeye rağmen sevebilen biri. Öyle birine sahipsek işte o zaman hayat daha bir yaşanılası hale gelir. Ama birde öyle birini bulmuşken yitirmek var. İşte o zaman yaşamak için hiçbir sebep kalmıyor insanın hayatında. Hiçbir şeyin anlamı olmuyor şu dünyada. Bulup da yitirmek hiç sahip olamamaktan daha acı galiba. Varlığını bilmediğin bir şeyin yokluğu çok da kanatmaz içimizi. Ama bir kez varlığını hissetmişsek, yokluğu yüreğimizde tarifsiz bir yaradır. Portuga’nızın kıymetini bilin.. Sahipseniz eğer..

Sahip değilseniz her şey daha zor çünkü. Kalbinizde açılan yaraları saran olmuyor ve o yaralar saran olmayınca kolay kolay geçmiyor.

Ben çocukken ne zaman bir yerimi yaralayıp ağlamaya başlasam annem gelir “Ağlama gelin olana kadar geçer” derdi. Gelin olana kadar tüm yaralarım acılarım geçecek umuduyla büyüdüm hep. Ne zaman canım yansa sonraki yaşlarımda hep bunu tekrarladım kendime. “Daha fazla üzülme, nasılsa bu da gelin olana kadar geçecek” diye. Kitapta bu acı geçirici formülü okuyunca içim bir tuhaf oldu. Demek ki Zeze’de ben gibi inanmış buna diye kendime bir arkadaş buldum gibi oldu.

Ama işte bazen dönüp bakıyorsun yüreğinin içinde açılmış yaralara geçmiş mi diye. Hani artık evlendim ya, hepsi geçmeli ya. Geçmiyor ama.. geçmemiş. Galiba evlenmek de yetmiyor bazı yaralara. Yada bizi hep kandırmışlar be Zeze bunca yıldır. Halbuki uslu çocuk olup artık ‘kıç‘ bile demiyoruz ama… ama işte..

Evlenince geçecekti hani?”

Kitaptan alıntılar:

“Ben şuna inanıyorum; bir sevgi insana her şeyi yaptırabilir, bir de sevgisizlik.”

“Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.”

“Ruhu çok ağrıyordu, her zaman gülüyor olmuş olsa bile..”

“İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.”

“Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek.”

“Çocuk yüreği unutur ama affetmez.”

– Acılarım kaç gün sürecek Portuga ?
– 40 gün.
– 40 gün sonra geçecek mi?
– Hayır, alışacaksın.”

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir