Koca, Yaşlı, Şişko Dünyamız

“Kime yaralarımızı, zaaflarımızı, acılarımızı anlatsak o derece küçülüyoruz sanki gözlerinde. Zayıf noktamızı ele geçirmiş, zamanı geldiğinde bizi nereden vuracaklarını çok iyi biliyor oluyorlar. Bu da bizi daha da dibe sürüklüyor. Tabii ilk başta anlamıyor insan, sanıyor ki hafifledim. Derdimi paylaştım, yüküm azaldı. Sonra zaman geçiyor, işler değişiyor, araya belki çıkarlar giriyor, hatta çıkarlar ters düşüyor. Hoop bir bakmışsın eline verdiğin kozu sana karşı bir güzel kullanıyor. Acı ama durum hep bu.

O yüzden bazı acılar, yaşanmışlıklar sadece kendimizde saklı kalmalı. Kimse bilmek zorunda değil, neden mutsuzmuşuz, ne yaşamışız, niye bu haldeymişiz. Her zaman güçlü görünmeye çalışmak, hatta başarabiliyorsak gerçekten güçlü olmak, hayata karşı güçlü durmak en güzeli.

Bırakın sizi halinden memnun, dertsiz tasasız, keyfi her daim yerinde biri olarak bilsinler. İçinizde arka fonda Candan Erçetin çalsın son ses: “çok mu dertsiz duruyorum uzaktan bakınca, çok mu kalender sandınız dert anlatmayınca.. “ diye söyleyin durun.

İnanın bu diğer seçenekten çok daha iyi ve keyifli. Hem gerçekten sizi bunalıma sürüklenmekten kurtarır hem de çevrenizdekilerin sizi güçsüz yönlerinizle daha fazla yaralamalarının önüne geçmiş olursunuz.
Başkalarından çok kendimizi kandırmak mı peki bu? Sanki biraz öyle gibi ama kötünün iyisini seçmek gibide düşünebiliriz durumu.

Bak yaram burada, en hassas noktam burası’ dersek karşımızdakine, canımızı yakmak istediğinde hiç düşünmeden bilir vuracağı noktayı. Ama söylememişsek; en fazla yeni bir yerden yaralamaya çalışır, belki de canımızı acıtmayı başaramaz bile. Eski yaralar çabuk kanar çünkü, kabuk koparılınca hep yeniden başa sarar acıması. Gerek var mı bunlara, bence yok. En temizi böylesi..

O zaman n’apıyoruz? Gülümsüyoruz ve şişko biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz..”

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir