Havva’nın Üç Kızı

Kitabın yazarı: Elif Şafak

Sayfa sayısı: 424

İlk basım yılı: 2016

Havva’nın üç kızı – Okuyucu yorumu:

“Bazı kitaplar hayal kırıklığına sebep olabiliyor bu da onlardan biriydi benim için. Kapak resmine ve konu tanıtımına bakınca insan çok farklı bir hikaye bekliyor. Yani en azından ben öyle olmasını beklemiştim. 3 farklı görüşlü arkadaşın bir araya gelip her şeye rağmen, tüm farklılıklara rağmen, tüm çatışmalara rağmen yine de can ciğer olup ortak bir noktada buluştuğu bir dostluk öyküsüdür sanmıştım. Ama yanılmışım..

Hikayede Peri, Şirin ve Mona adında 3 kızımız var. Ama nedense Peri’nin hayatının detaylarıyla dolu bir kitap olmuş. Hadi Şirin yan karakter gibi arada var olayların içinde de, Mona hepten sanki evdeki süs eşyası gibi kalmış. Arkadaşlıkları adına hiç bir şey göremedim doğru dürüst. Belki de bendeki beklenti farklı olduğu içindir, bilmiyorum. Hani insan böyle her birinin hayatının detayını görmek, olaylar yaşanırken her birinin ağzından kendi bakış açısını, duygularını dinlemek istiyor o an. Çünkü kitabı alıp okumadan önce öyle olacakmış izlenimi verilmiş. Ama yok ne yazık ki..

Öykünün en başından beri “Skandal! Skandal!” diye abartılan ve merak uyandıran mevzu kitabın sonuna gelindiğinde “bu muymuş skandal yani” dedirtecek cinsten bir şey çıkıyor. İnsan daha olumsuz, kötü, yanlış, felaket bir durum bekliyor onca abartılmadan sonra ama yok.

Peri ile ilgili olaylarda da birçok şey belirsiz ve ucu açık şekilde kalmış. En gereksiz şeylerde bile uzun uzadıya detaylara değinilirken asıl hayatıyla ilgili bağlantı kurulması gereken noktaların nasıl olduğu, nasıl geliştiği, nasıl o noktaya gelindiğine dair bir detay yok. Bu da benim için olumsuz bir taraf hikaye adına.

Ve kitabın sonu sanki “nasıl bitirsem, bağlasam, toparlasam bilemedim hadi burada keselim boş ver” şeklinde saçma sapan bir şekilde bitmiş. O kadar sayfayı okuduktan sonra bir anda “ee n’oldu şimdi bitti mi yani böyle?” diye kalakalıyor insan.

Bunca olumsuzluğun yanı sıra anlatım dili hoşuma gitti aslında, hiç sıkılmadım okurken. Ve Peri karakterinde birçok noktada kendimden bir şeyler buldum. Düşünceleri, yaşadığı duygu karmaşaları, ikilemleri, korkuları, aile içi sorunları falan hep içimizden biri ya da kendimizmiş gibiydi. Birçok konuda “aynı ben” dediğim yerler oldu. O açıdan güzeldi yani sevdim..

Ama genel olarak tavsiye edebileceğim bir kitap olmadı ne yazık ki. Yapacak bir şey yok, önümüzdeki kitaplara bakıcaz mecbur..

Olmamış be Pericik”

Kitaptan alıntılar:

“Asla bir yere demir atma. Adresin değil, sadece ayak izlerin olsun bu dünyada.”

“Sadece sizin gibi düşünen/konuşan insanları okuyorsanız, okumuyorsunuz demektir.”

“İllaki haklı olma arzusuyla konuşanlar asla diyalog kuramazlar.”

”Bazen edilgen kalmak, hiçbir şey yapmamak, hata işlemekten bile daha vahimdir.”

“Büyümek demek, anne babanın kusurlarını görmeyi öğrenmek demekti.”

“İnsan hangi noktada suça ortak olurdu acaba? Aktif şekilde içinde rol aldığında mı, yoksa pasifçe bilmezden geldiğinde mi?”

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir