Eğer İnanırsan

Kitabın yazarı: Kristin Hannah

Sayfa sayısı: 352

İlk basım yılı: 2017

Eğer inanırsan – Okuyucu yorumu:

“Hepimizin hayatında kötü hikayeler vardır illaki. Yaşadığımız acılar ya da olumsuzluklar bizi hayata ya da insanlara karşı güvenini yitirmiş hale getirir. İçimize kapanırız, umudumuzu kaybederiz, cesaretimizi yitirir, gelecek adına bir adım atamaz hale geliriz. Yada aşırı agresif, sorumsuz, boş vermiş ve daha nicelerinden biri oluruz..

Bu saydıklarımdan biri mutlaka bizizdir, ya da biz değilizdir aslında ama yaşananlar bizi o hale getirmiştir ya hani. İşte o nokta da; inanmak ihtiyacımız olan tek şey. Neye ya da kime inanmak değil, sadece kendimize inanmak, yüreğimizin sesine inanmak, bazen de aklın sesi olur bu. Ama bir şeye inanmak şart. İnanmaktan başka çare yok.

Eğer inanırsak başarmak mümkün. Duvarları yıkmak, kendimize ördüğümüz çiti geçip yol almak mümkün. Bende Kristin’in yalancısıyım ama olmuyorsa ben karışmam yani. Bazen inanmak da yetmiyor çünkü bazı şeylere maalesef. Olmuyorsa çokta inancı zorlamamak lazım derim ben. Vardır bir hayrı, hikmeti, sual olmaz her şeye..

Kristin’in kitaplarını çok severim, çünkü hep içtendir, çünkü hep aile ilişkilerini sevgi dolu bir dille ele alır, sonu hep güzel biter. Farklı ve hoş bir tarzı vardır. Öyle bilirdim..

Ama ilk kez bu kitabı okurken sanki yazan Kristin değilmiş gibi geldi. Evet, yine aile ilişkisi, yine sevgi vardı içinde hatta belki fazlasıyla ama konu çok basit kalmış, detaylarda ve +18 mevzularda boğulmuş gibiydi. Evet, cinsellikte hayatımızın bir parçası ama iki insanın birbirinden hoşlandığını, sevip bağlandığını anlatabilmek için bu kadar ayrıntılı bir ilişki detayına girilmesine çok da gerek olduğunu düşünmüyorum. Bu kısımlar olmasa da olurmuş, sanki çok olmuş gibi geldi. Ve konu çok da “acaba n’olucak şimdi?” diye merak uyandıran tarzda değildi.

Benim için ilk kez hayal kırıklığı oldu bu kitabı. Olmadı be Kristin, böyle olmadı.. Ama yine de okunası bir kitap. Çünkü anlatım dili ve içimizdeki duygulara, bizim hayatlarımızın kıyısına köşesine değinmesi benim hoşuma gidiyor.

Kitabın ana fikrine gelecek olursak; hani bekarlık sultanlık derdin yetti canımaaaa…

Kitaptan alıntılar:

“İzolasyon güvende olmak anlamına geliyordu ama güvende olmak da yalnızlık anlamına geliyordu.”

“Keder güzel sözlerle, çiçeklerle ya da sempatik ifadelerle yatışacak bir şey değildi. Zamanı geldiğinde kendi kendine hafifliyordu. Ya da insana öyle geliyordu.”

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir