Bülbül

Kitabın yazarı: Kristin Hannah

Sayfa sayısı: 534

İlk basım yılı: 2017

Bülbül – Okuyucu yorumu:

“Yine güzeldi, yine hüzünlü, yine sevgi yüklü, yine.. yine.. yine..

Kristin Hannah’ın insanın yüreğine dokunmayı bilen, seni kolundan, bacağından şiddetle yaka paça tutup, en çok da kalbini söküp hikayenin içine sürüklemesi değişmez bir gerçek sanırım.. Bu öyküde de tam öyle oldu. Her satırda kendimi o anları yaşarken, o acılara şahit olurken buldum. Oturduğum koltuktan kalktım taa Fransa’lara gittim, zamanda yolculuk yapıp Viann ve Isabelle ile 2.Dünya Savaşı’nın o berbat günlerini yaşadım..

Bir yanım hep Isabelle oldu. Karşı koydum yaşananlara, isyan ettim tüm dünyaya. Yılmadım, savaştım doğru bildiğim ne varsa onun uğruna. Uğrunda canımı hiçe saydığım davalarım oldu bu hayatta. İnançlarımı, amaçlarımı her şeyden üstün kıldım.

Ama bir yanım hep Viann kaldı. Ailesi, yuvası, sevdikleri uğruna her şeyini feda etmeye hazır fedakar, cefakar insan. Sustukları, susup içine attıkları, içine atıp katlandıkları.. “Kim olsa aynısını yapardı, çaresizlik bambaşka bir şey” dedirten çaresizliği..

2 kardeş, aynı aileden ama 2 bambaşka insan. Okurken aslında içimizde bu 2 ruha da ait bir şeylerin aynı bedende var olduğunu keşfetmek. Mücadeleci yanımızla günün birinde duyduğumuz gurur ve fedakarlıklarımız sonucu sahip çıktığımız değerler..

Nasıl bir insan olursak olalım, nasıl bir yolda yürürsek yürüyelim, günün birinde aynı sokakta buluşacağız. Kaçınılmaz son. İşte bütün mesele; o gün geriye dönüp baktığımızda, ne hissediyor olacağımız. Bülbül’ün melodisi hala kulaklarımızdaysa, yüzümüzde minik de olsa bir gülümse varsa; çok şükür yürünen o yollara..”

Kitaptan alıntılar:

“Aşkta kim olmak istediğimizi, savaştaysa kim olduğumuzu keşfederiz.”

“Hayatımın sonlarına yaklaşırken kederin de tıpkı pişmanlık gibi DNA’mıza işlediğini ve sonsuza dek bir parçamız olarak kaldığını biliyorum.”

“Sevgi, nefretten güçlü olmalı yoksa bir geleceğimiz olmaz.”

“Zamanları varken birbirlerini yeterince sevmemişlerdi, şimdiyse zamanları tükenmişti.”

“Özlediklerimizi de kaybettiklerimiz gibi anıyoruz.”

“Doğruya giden yol, tehlikelerle dolu.”

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir