Bir Gün

Kitabın yazarı: David Nicholls

Sayfa sayısı: 535

İlk basım yılı: 2009

Bir gün – Okuyucu yorumu:

“Yıl 2009. Tesadüfen keşfettiğim bir kitaptı “Bir Gün”. 20 yıl boyunca arkadaşlıkları devam eden bir kadınla bir erkeğin öyküsüydü. Çok farklı hayatlar ve insanlarla koca bir ömür geçirmelerine rağmen aslında gerçekte hep birbirlerini sevmiş iki insanın hayatını ve duygularını konu alan bir kitaptı. Hani böyle okudukça meraktan elinden bırakamayacağın cinsten, insanın içini ısıtan, “var mı böylesi” dedirten sıcacık bir aşkın öyküsüydü.

Onca yıl geçmesine rağmen yitirilmeyen, itiraf edilemese de bir yerlerde var olmaya devam eden duygular. Ve bu sayede yazık olan iki hayat.

İnsan okurken “bir ömür boşa gitti” gibi düşünüyor. Ama belki de yaşansaydı kısa sürede tükenirdi ve yok olup giderdi. İşin birde bu boyutu var. Yaşanamadığı için onca yıl devam etmiş olmalı bazı şeyler. Hep acaba duygusu.. olsa nasıl olurdu hevesi.. Ama işte olup bitince “bu muydu yani”ye dönüşebiliyor kimi zaman ilişkiler. Bu öyküde öyle bir şey olmadı tabi. Mutlu bir sondu. Tam da mutlu bir son değildi galiba ama mutluluktan ne anladığımıza bağlı birazda. “Keşke olsaydı” yerine “iyi ki olmuş” denilen bir son gibi. Bakış açısı meselesi diyelim.

2011 yılında Lone Scherfig yönetmenliğinde kitabın filmi de çekildi. Oyuncular Anne Hathaway ve Jim Sturgess. Bana göre kitap daha güzeldi kesinlikle. Filmde o kısıtlı süreye 20 yılı sığdırabilmek için her şey çok yüzeysel gösterilip geçilmiş gibi geldi. O olaylar yaşanırken neler hissettiklerine ve neler düşündüklerine dair izlenimler filmde tam olarak yansıtılamamış ne yazık ki. Ve zaten asıl önemli olan kısmı da o hissedilenlerdi bence. Kitabı anlatmak için film yetersiz kalmış belki de, dizisi çekilse ve daha detaylı bir anlatım olsa o zaman olabilirmiş gibi geldi bana. Yine de filmi de fena sayılmazdı hakkını yemeyelim şimdi.

Bugün nereden estiyse aklıma içimden izlemek geldi yeniden, onca sene sonra. Hava böyle bir garipken ve duygusal bir ruh hali için gayet uygunken şöyle güzel bir aşk filmi iyi gider diye düşünmüş olmalıyım. Birazda can sıkıntısı sanırım bunun sebebi. Ve böylesine sevilme isteği. Sebebiniz ne olursa olsun imkanınız varsa izleyin derim. Bana yeniden izlemek iyi geldi.

Yada önce okuyun bence. Evet, kesinlikle önce okuyun sonra izleyin. Çünkü filme öncelik tanıdığınızda bunu okumaya değmez diyebilirsiniz.

Seveceksiniz diye düşünüyorum her ikisini de. Yani aşk romanlarını ve filmlerini seven biriyseniz tabi. Yoksa içinizi bayabilir, “başlarım aşkınıza” diye de düşünebilirsiniz. Yine bir bakış açısı meselesi yani.

Ve son olarak; eğer güzel bir şey bulmuşsanız şu hayatta kıymetini bilin. Hiçbir şeyi yaşamak için ertelemeyin. Öyle bir zaman geliyor ki her şey için çok geç olmuş olabiliyor. Bu da kitabımızdan ya da filmimizden çıkardığımız dersimiz diyelim…”

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir