Ayna ayna söyle bana

Saatlerce bıkıp usanmadan Ayna dinlemek. Ayna oldukları, hatta her birinin yaşadıkları zamanları özlemek. Onları özlerken insanın aslında kendi gençliğini özlemesi.

Ayna Bostancı durağında diye söyler dururken ben kendimi çizim ödevi yaparken cetvel elimde buluveriyorum her defasında.

Hadi kanka dediğinde okullar kar tatili olmuş da en yakın arkadaşımla soğukta donup oynadıktan sonra eve gelip peteğin üzerinde çorap kurutuyoruz. Ve bir yandan da şarkıyı ezberlemeye çalışıyorum.

Gelincikle elim telefona gidiyor ve kızlara haber veriyorum “Kral Tv’de ilk kez klibi yayınlanacakmış koşun kanalı açın” diye.

Ve işte böyle her şarkılarında küçük bir kıza dönüşüyorum.

Zaman geçmiş ben büyümüşüm ama o süreçte Ayna diye bir şey kalmamış. Bu tuhaf piyasada böyle değerler harcanıp gitmiş. Çünkü magazin gündemine gelecek saçmalıkları, utanç vericilikleri, ahlaksızlıkları olmamış. Benim bilmediğim duymadığım bir şeyler olmuşsa bile pek işe yaramamış demek ki-ki gündemde kalıp yollarına devam edememişler. Çünkü bu işler öyle yürüyor bilindiği üzere. Sansasyonlara karışmamış, uslu uslu sanatını icra etmişsen kimse seni fark etmiyor. Sanatçılık zor iş vesselam. Yoldan çıkmadan yol alınmıyorsa demek ki bazen. Başarabilenlerde var tabi ki onları da es geçmeden helal olsun diyelim.

Neyse yapacak bir şey yoksa nostalji olarak dinlemeye devam edeceğiz demektir özledikçe..

Topraktan ötesi yok‘ta Cemil’in şarkısı olsun, O’nun ruhuna gitsin o zaman.. (ama önce bir Fatiha elbette)

Bu yazılarıda okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir